Kanun koyucu, devlet mallarının haczedilemeyeceğini düzenlemiştir. Bunun iki temel gerekçesi vardır. Bunlardan ilki, devlet mallarının haczedilmesi halinde, devletin yerine getirmesi gereken asli ve sürekli görevlerinin aksayacak oluşudur. İkincisi ise devletin her halde borçlarını ödeyeceğine ilişkin genel kabuldür. Bir kamu tüzel kişiliği olarak belediyenin borçlarından ötürü mallarının haczedilmesi de farklı bir usule tabi olup, belediye mallarının haczedilmesinin sınırlandırılması da göz önüne alındığında, belediyeler bakımından bu durum ciddi bir imtiyaz olarak görülebilir. Bu konuya ilişkin düzenlemelerden birisi 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 82. Maddesinde kendisini göstermektedir. Maddenin ilgili fıkrasında belirtilen, “Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar” haczedilemez. Madde içeriğinde yer alan mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar düzenlemesinin bir sonucu olarak, 5393 sayılı Belediyeler Kanunu dahil birçok özel kanun konuya ilişkin bazı sınırlamalar getirmiştir. 5393 sayılı Kanunun 15. Maddesinin 8. Ve 9. Fıkrası hükümleri şu şekilde düzenlenmiştir:
"Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez.
İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi, alacak miktarını aşacak şekilde yapılamaz."
Maddeden anlaşılacağı üzere belediyenin kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları haczedilemeyecektir. Ayrıca 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 7. Maddesinde yukarıdaki maddeye paralel olarak; “İl özel idaresinin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde edilen gelirleri, vergi, resim ve harçları, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları haczedilemez.” Hükmü yer almaktadır. Buna ek olarak, 5393 Sayılı Kanun’un 73. maddesi uyarınca, kentsel gelişim ve dönüşüm alanı ilân edilen bölgelerde, anlaşma yoluyla belediye mülkiyetine geçen gayrimenkullerin de haczedilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle bu konuda ilk incelenmesi gereken husus, belediyelerin haczi kabil mallarının neler olduğunun belirlenmesidir.
5393 Sayılı Kanun m. 15 Uyarınca Kamu Mallarının Haczi
Devlet malı kavramının nasıl belirleneceği hususunda Yargıtay, 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun esas alınması gerektiğini kabul etmektedir. Örneğin, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 01.06.2010, 1139/13422 sayılı kararında; “Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar haczedilemez. Hangi malların devlet malı sayılacağı ve haczedilemeyeceği 01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu esas alınarak belirlenir.” Şeklinde içtihat etmiştir.1 Ancak söz konusu kanun kapsamındaki idarelerin bütün mallarının da İİK madde 82 kapsamında haczedilemez olduğu ileri sürülemeyecektir. Aşağıda bu durum detaylıca incelenecektir.
Genel olarak, bir kamu tüzel kişisinin mülkiyetinde bulunan taşınır ve taşınmaz malların bütününe kamu malları adı verilir.2 Geniş anlamda kamu malı, kamu tüzel kişilerinin sahip olduğu kamu hukuku ve özel hukuka tabi malların bütününü ifade eder. Buna karşılık dar anlamda kamu mali ise, kamu tüzel kişilerinin kamu hukukuna tabi mallarını ifade etmektedir.
Kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan ve kamunun doğrudan kullanımına özgülenen ya da özel bir düzenleme ile bir kamu hizmetine tahsis edilen taşınır ve taşınmaz mallara kamu malı adı verilir. Kamu malları farklı nitelikte mallardan oluşur. Bu mallar 3 şekilde sınıflandırılmış olup bunlar hizmet malları, orta malları ve özel mallar olarak söylenebilir.
Hizmet malları, bir kamu hizmetinin asli unsuru olarak o işe özgülenmiş mallar olarak tanımlanabilir. Bu tanımdan anlaşılacağı üzere bir malın hizmet malı olarak sayılabilmesi için, kamu hizmetine tahsis edilmesi ve o hizmetin asli unsurunu teşkil edecek şekilde özel olarak uyarlanmış olması şartları aranmaktadır. Başka bir deyişle o mal olmadan kamu hizmetinin olamaması gerekmektedir. Örneğin, belediyeye ait metronun haczedilmesi durumunda, şehir içi toplu ulaşım aksayacağı için, bunun haczinin mümkün olmadığının kabulü gerekmektedir. Hizmet mallarına üniversite binaları, stadyumlar, müzeler, barajlar, karakollar örnek olarak verilebilir. Bu mallar Belediye Kanunu’nun 15. Maddesinde haczedilmezlik korumasının en merkezinde yer alan mallardandır. Bu malların haczi mümkün olmayacaktır.
Orta malları, ortak ve genel olarak kamunun kullanımına sunulan mallardır. Kadastro Kanunu’nun 16. Maddesinde; “mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edildiği veya kamunun kadimden beri yararlandığı belgelerle veya bilirkişi veya tanık beyanı ile ispat edilen” yerlerin orta malı olduğunu belirtmiştir. Orta malları da yine Belediyeler Kanunu madde 15’te yer alan haczedilmez malların arasında yer almaktadır.
İdarenin özel malları, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde doğrudan doğruya rol oynamayan, halkın yararlanmasına özgülenmemiş olan, ancak sağladıkları gelirler ile idarenin üstlendiği kamu hizmetlerini finanse etmek suretiyle, dolaylı olarak kamu yararını sağlayan veya kamu hizmetleri ile hiç ilgisi bulunmayan mallar olarak karşımıza çıkmaktadır.3 Özel malların idare tarafından edinilmeleri, miras, satın alma, bağışlama gibi özel hukuk hükümleri kapsamında gerçekleşebileceği gibi; kamulaştırma gibi, kamu hukuku hükümleri kapsamında da gerçekleşebilmektedir.4 Doktrinde, belediye mallarının haczine ilişkin olarak, belediyelerin sahip oldukları özel malların haczedilebileceği görüşü hakimdir.
5393 sayılı Kanun’un 15. maddesinin, belediyenin bir malının haczedilememesi için, kamu hizmetinde fiilen kullanılması şartını aradığını, ilgili malın kamu hizmetine tahsis edilmesinin gerekli olmadığını ve malın haczedilebilirliğinin tespitinde, bunun herhangi bir öneminin de bulunmadığını söylemek gerekmektedir. Dolayısıyla, herhangi bir tahsis kararı olmasa da kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan bir malın haczi mümkün olmadığı gibi; bir tahsis kararına rağmen, kamu hizmetlerinde fiilen kullanılmayan bir malın haczi de mümkündür. Bu durum kanunun 15. Maddesinde yer alan “Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez.” Hükmünden de anlaşılmaktadır. Belediyenin örneğin, kendisine ait bir araziyi kiraya vermesi halinde artık bu malın kamu hizmeti için değil, kira geliri elde etmek amacıyla kullanıldığı kabul edilecektir ve bu durumda belediyenin elde etmiş olduğu kira gelirinin kural olarak haczedilebileceği kabul edilmektedir.
Belediyelerin Banka Hesaplarındaki Paraların Haczi
Belediyelerin banka hesabında kanundan kaynaklanan haczi kabil olmayan değerler ve haczedilmesi mümkün olan gelirler bir arada bulunabilmektedir. Yargıtay 8. HD, 12.02.2015, E. 2014/25512, K. 2015/3926 kararında; ”5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15/son maddesinin dar yorumlanması gerektiği sonucuna varılmalıdır. Maddede açıkça haczedilmezlik için vergi, resim, harç geliri olan ya da "fiilen kamu hizmetinde kullanılma" koşulları kabul edilmiştir. Para likit olduğundan, ne amaçla harcanacağının önceden bilinmesi mümkün değildir. Kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla harcanacağı kararlaştırılan paraların, her an idari bir kararla başka bir amaç için kullanılması her zaman mümkündür. İdari işlem ya da kararla hesabın kamu hizmetinin yürütülmesini sağlayacak bir amaç için tahsis edilmesi, hesaptaki paraların fiilen kamu hizmetinde kullanıldığı sonucunu doğurmaz. Bu nedenlerle, paranın niteliği gereği fiilen kamu hizmetinde kullanıldığından bahsedilemez. Çünkü para harcandığı anda biteceğinden ve harcama anına kadar anlık kararla tahsis edildiği amacın dışına çıkılabileceğinden, paranın haczedilememesi için vergi, resim, harç niteliğinde olması zorunludur. Buna göre "fiilen kamu hizmetinde kullanılma" durumu “para” yönünden uygulanamaz. Aksinin kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır.” Şeklinde içtihat etmiştir. Kararın bir sonucu olarak bir bütün olarak havuz hesabına aktarılıp burada toplanan paraların kamu hizmetinde kullanılma durumunun bulunmadığı, haczinin mümkün olduğu söylenebilmektedir. Bunun hükmün sebebi bu tür bir davranışın iyiniyet kuralları ile bağdaşmasının mümkün olmadığı; bu davranış ile paranın haczedilemeyecek olan vergi, resim ve harç geliri olduğunun ispat edilmesi imkânının, bizzat belediye tarafından ortadan kaldırıldığı ve belediyenin haczedilmezlik hakkından feragat ettiğinin kabul edildiğinin sayılmasından kaynaklanmaktadır.
Ayrıca Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 16.12.2014, 23012/22358 sayılı kararında, “Belediyenin otopark hesabında bulunan paraların, fiilen kamu hizmetinde kullanıldığının kabulü gerekeceğinden, haczi mümkün değildir.” Şeklinde içtihat edilmiştir. Bu iki karara bakıldığında anlaşılmaktadır ki, belediyenin havuz hesabı oluşturmadan, ayrı bir hesapta yer alan paraların kamu hizmetinde kullanıldığı kabul edilmekte ve haczi mümkün olmamaktadır.
Haczi Kabil Olmayan Diğer Belediye Malları
Hangi belediye mallarının haczedilemeyeceğini düzenleyen 5393 sayılı Kanunun 15. Maddesinde; “…ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri” hükmü uyarınca belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez. Benzer bir hüküm İl Özel İdaresi Kanunu’nun 7. Maddesinde de şu şekilde yer almaktadır; “İl özel idaresinin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde edilen gelirleri, vergi, resim ve harçları, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları haczedilemez.” Belediyenin bu nitelikteki mallarının haczi mümkün olmayacaktır. Bu malların haczedilmeyeceği hususu kamu düzenine ilişkin olup, bu malların haczi halinde süresiz şikâyet yoluna gidilebilmektedir. Ayrıca belediyeye yapılmış olan şartlı bağışlar da haczedilemeyecektir. Belediyeye yapılan bağışın şarta bağlı bir bağış olması yeterlidir. Yine yukarıda da belirttiğimiz üzere 5393 sayılı Kanun’un 73. maddesi uyarınca, kentsel gelişim ve dönüşüm alanı ilân edilen bölgelerde, anlaşma yoluyla belediye mülkiyetine geçen gayrimenkuller de haczedilemeyecektir.
Öte yandan, şartsız olarak belediyelere yapılan bağışlar ise, haczedilebilecektir. Buna ek olarak, vergi resim ve harç gelirleri dışında kalan ve özel hukuk hükümlerine göre tahsili gereken doğal gaz, su, atık su ve hizmet karşılığı elde edilen gelirler ise, haczedilebilir niteliktedir.
5393 Sayılı Belediye Kanunu 15. Maddesinin son fıkrasında ayrıca, “Haciz kararı alınmadan önce, borçlu belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi, alacak miktarını aşacak şekilde yapılamaz.” Şeklinde özel bir düzenleme getirmiştir. Alacaklı, belediyeye ait istediği her mal üzerine haciz koydurma hakkına sahip olmayıp, belediyenin on gün içinde mal beyanında bulunması halinde sadece belediyenin gösterdiği mallar üzerine haciz koyabilmektedir. Yine belediyeyi koruyucu bir başka hüküm getirerek, belediyenin mal beyanında bulunmaması halinde yapılacak haciz işleminin, alacak miktarını aşacak biçimde yapılamayacağını hüküm altına almıştır. Belediyenin haczedilmesi talep edilmiş bir malının haczinin caiz olup olmadığının belirlenmesi yetkisi ise, İcra ve İflâs Kanunu m. 82, son fıkra uyarınca, icra müdürüne aittir. Ancak alacağa yetecek miktarda belediye tarafından mal gösterilmemesi durumunda icra müdürünün haciz yapabileceği mallar da kanun koyucu tarafından oldukça sınırlandırılmıştır. Nitekim uygulamada belediyeler alacağa yetecek miktarda mal beyan etmeyerek, icra dairelerinin belediyelerin diğer mallarını haczetmesini engellemektedir. Bunun sonucunda da alacaklının alacağına kavuşmasının önü kesilmiş hale gelmektedir.
Son olarak alacaklının, ilgili alacağının tahsili amacıyla belediyeye karşı ilamsız takip başlatabileceğini de belirtmek gerekir. İdari yargının görev alanına giren hususlar dışında, devlet ve diğer kamu tüzel kişileri aleyhine ilamsız takip yapılmasının önünde bir engel yoktur. Alacaklı, alacağının türüne göre genel haciz yolu yahut kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatabilme imkanına sahip olacaktır.
Kaynakça